432 Numara, kötülüğün sıradanlaştığı bir dünyada, yaşama sevincini küçücük bir çiçekte bulur. Yüksek gri duvarlar arasında karşılaştıkları ilk andan itibaren dünyanın en güzel ve en önemli şeyine dönüşen karahindibasının özlemiyle yanıp tutuşan 432 Numara’nın önüne zorlu engeller çıkacaktır. Ama çiçeğine kavuşmak isteyen bir insanı kim durdurabilir ki? Wolfgang Borchert’in özyaşam öyküsü ve kısacık yaşamına sığdırdığı ölümsüz eserlerinden yola çıkan Karahindiba, karanlıklar içerisinde umut ışığını arayanlarla buluşmayı bekliyor.

Fotoğraf: Sandra Peso

Yazan: Wolfgang Borchert
Çevirmen: Kamuran Şipal
Uyarlayan-Yöneten: Erhan Çene
Oynayan: İlyas Özçakır
Yardımcı Yönetmen: Sandra Peso
Asistan: Fatih Filiz
Müzik: Mehmet Güreli
Ses-Efekt: Yusuf Tan Demirel
Sahne Tasarım: Sandra Peso, Erhan Çene
Işık Uygulama: Mustafa Dinç
İletişim Direktörü: Evrim Eylem Şişman

Fotoğraf: Sandra Peso

Proje Süreci:

Civil Production’ın ilk oyunu olan Karahindiba; Wolfgang Borchert’in aynı isimli öyküsünü merkeze alarak 2019 yılı Ocak Ayı’nda çalışılmaya başlandı. Yazarın özyaşam hikayesi, diğer öyküleri, şiirleri, oyunları ve yaşadığı dönem incelenerek yeni bir dramaturji ekseni oluşturuldu. Eserlerinin çoğu otobiyografik özellikler taşıması sebebiyle ana karakterin Borchert’in kendisi olmasına karar verildi. Ünlü Alman yazarın yayımlanan ilk öyküsü olma özelliğini de taşıyan Karahindiba’nın yanı sıra; Borchert’in yaşamından parçalar, şiirleri, yedi farklı öyküsü ve ‘Kapıların Dışında’ oyunundan küçük bölümler bir araya getirilerek yeni bir sahne metni oluşturuldu. Wolfgang Borchert’in eserlerinde yalnız yazarın kendi döneminin değil, günümüz dünyasının da yansımalarını bulan ekip, sahneleme çalışmasını da bu doğrultuda yönlendirdi. Uzun süren titiz bir dramaturji ve sahneleme çalışmasının ürünü olan oyun, Wolfgang Borchert’in eserlerinden yola çıkılarak yapılmış bir çalışma olarak dünyada bir ilk olma özelliği taşıyor.

Wolfgang Borchert:

Wolfgang Borchert 1921 yılında Hamburg’da doğdu. 1938 yılında okuldan ayrıldığında kitapçıda çalışmaya başladı. Ama tiyatrocu olmak istiyordu. 1941 yılında askerlik hizmetine alındı. Fikren karşı olduğu bir savaşta mücadele etmek zorundaydı. Cephede parmağından yaralandı. Askerlikten kaçmak için yaptığı ileri sürülerek tutuklandı. Savcı idam cezası istedi, ama mahkeme Borchert’in anlattıklarını doğru bularak suçsuz olduğuna karar verdi. Çok geçmeden rejim karşıtı konuşmalar yaptığı gerekçesiyle yeniden tutuklandı ve Nürnberg’de hücreye kapatıldı. 1942 senesinde şartlı olarak salıverilip eski birliğinin yedek kıtasına gönderildi. 1943’te orduda bir tiyatro grubuna girdi. Koğuşta, propaganda bakanı Goebbels’in taklidini yapınca, askerlerden birinin ihbarı üzerine yeniden tutuklandı ve 1944 yılında ikinci kez hücreye kapatıldı. Mart 1945’te Fransızlar Borchert’in bulunduğu bölüğü teslim aldı ve savaş tutsakları kampına gönderdi. Borchert yapılan bir nakliye sırasında kaçtı. Eve vardığında hastalıklardan bitkin vaziyetteydi. Savaş sona ermişti. Hasta haliyle hiç durmadan hikayeler, şiirler yazdı. 1946’da onu dünyaca üne kavuşturacak olan “Kapıların Dışında” isimli oyunu yazdı. 1947 Eylül’ünde hastalığı çok ilerleyince İsviçre’de bir hastaneye yatırıldı. Burada tüm insanlığı savaşa karşı durmaya çağırdığı “Hayır de!” manifestosunu kaleme aldı. Bu manifesto, yazdığı son yazı oldu. Bir bakıma onun vasiyetiydi…